>

Kay(ıp)bedenler K/lan+-Dereasonable (VV)arp Presents
Deuss_Ex_Machina_250_–_Slowly, Clearly And Calmly [spæcial.case]

06 Nisan 2009 Pazartesi gecesi “canlı” gerçekleştirilen programın parça dizinidir.

>>>>>Musique
Album Of The Week:Color Cassette-Forever Sparrow (Autres Directions In Music)
>1<-Rafael Anton Irisarri-Hopes And Past Desires (Immune)
>2<-St. Kilda-You Are In Every Dream (Phantom Channel)
>3<-St. Kilda-Clutching At Straws (Phantom Channel)
>4<-Hammock-Maybe They Will Sing For Us Tomorrow (Darla Records)
>5<-Hammock-This Kind Of Life Keeps Breaking Your Heart (Darla Records)
>6<-Color Cassette-Angels In Ashes (Autres Directions In Music)
>7<-Color Cassette-Forever Sparrow (Autres Directions In Music)
>8<-Trespassers William-Red (Gizeh Records)
>9<-Trespassers William-I Could Go Back (Gizeh Records)
>10<-Mogwai-I’m Jim Morrison I’m Dead (Matador/Wall Of Sound)

Slowly, Clearly And Calmly (250) – Geceleyin Gözün Işığı Söndüğünde, İnsan Bir Kandil Yakar Kendine; Yaşarken Ölüye Dokunur Uykusunda; Uyanıkken Uyuyana [Clemens Alexandrinus, Stromateis, IV.143 (II.310.21)] Herakletios / Fragmanlar (Kabalcı Yayınları) (sf.80-81)

>>>>>Bildirgeç
Akıllı konuşur, çünkü söylemek istedikleri vardır. Aptal konuşur, çünkü bir şeyler söylemek zorunda olduğunu sanır. Platon

Kendi sınırları içerisinde konumlandırmaya, manâ katmaya çaba sarf ettiğimiz hayatımızın seceresini dökmeye kalktığımızda, en kuytuda beklettiğimizi sandığımız, oysa hiç ayrılamadığımız bir olgunun varlığını keşfederiz. Bitmek tükenmek bilmeyen bir karaşınlık içerisinde durumunu ve sahnesini hiç tereddütsüz bir biçimde bekleyen bir olgu. Eşiğin kenarında, hayat sahnesine dahil olan, sorunsalları çözebilmekten çok daha karmaşıklaştıran bir yapı, bahsetmeye çalışacağımız. Her bir dönemecinden farklı okumalar gerçekleştirilebilecek, hayatın bizahati kendisini olumlandırabilmemize engel teşkil eden bir olgu; ümitsizlik. Kademe kademe artan bir ivmeyle beraber, başlanan hayat mücadelesinde her bir soluğumuzun peşisıra bizleri takip etmekte olan ümitsizlik. Fikrin kendisini temellendirmekte aşılan yolları bir anda sıfır noktasına gerisin geriye çekebilen bir bağlaç, ümitsizlik. Duyumsatılmak istenenin kendisini, fikrin özünde yer bulan hatalardan dem vurmak yerine, onu tabulaştıran yapının, ayrılmaz parçalarından olan ümitsizlik. Nicesinde ilerlemeye, iletmeye çalıştığımız sözlerin, çıkarımı vesairi unsurların daha en başından rafa kaldırılmasını mümkün kılan bir olgu, ümitsizlik. Ne gereği var düşüncelere, ne gereği var öncül çıkışlara, ne gereği var bahsini açmaya çabaladığımız önerilerle ilerleyebilmeye, olduğumuz noktada sabitliğimizin teminatı haline dönüştüren ümitsizliğe sıkı sıkıya sarılmak durur iken. Teşebbüslerin kendisinde daha en başında kırılması elzem olan, dile getirilmesi, işlevlik kazandırılması gerekli olan dönüşümlerin hemen tümünde, toplumsal teammüler kapsamında bir öteki ne der?’e feda ediyor olmamız da durumu daha karmaşıklaştırmakta. Münferit olarak tanımı yapılan fikirler bir noktadan sonra da genelin bakışında normalleştirilmesiyle beraber, insanın özünü kapsayan bir ümitsizlik dalgasıyla karşı karşıya kalmamıza sebebiyet veriyor. İçten içe, döngünün de tamamen sathı dahilinde kendimiz söyleyip kendimiz işittiğimiz bir izolasyona maruz kalıyoruz. Eni konu, düz ayak. Sözcüklerin bizlere sağlayabileceğinden daha azıyla, grileşen bir ümitsizlik iklimine uyum sağlamaya çalışıyoruz.

Bu durumda veryansın etmek ise en kolay çıkış yolumuzu, kaçış alanımızı oluşturuyor. Kolaycılığın ta kendisine, içeriği boşaltmaktan başlanıyor, çoğu zaman. Meşrebimizce ifadelendirmeye de gayret gösterdiğimiz çıkışlarımız, suskunluğa teslim ediliyor. Mahir olan bilinenlerin, ulaşılmışların ötesini keşfedebilmek, bir sonraki adımda karşılaşılabileceklere dair önermelerde bulunmak, yeni zeminleri temellendirmek iken, böylesi bir çizginin sınırlarında kalmak olumlandırılıyor.Karşılaşmaya aşina da olduğumuz, görünmez duvarlar ile çevrelenmemiz deyim uygunsa müspet kılınıyor. Biat edilmesinin zorunlu kılındığı açılımsızlıklara alternatifler getirebilmek dahi düşünülemez bir eşiği tanımlıyor. Bir şeylere bağımlı kalmadan, insanın kendi rotasını çizebilmesinin önü alınmaya çalışılıyor. Gerçekliği göz kararı yanılsamalarla şekillendirilmiş, tüketilebilir mutluluklarla da ümitsizliği aşabilmemiz şart koşuluyor. Har vurup, harman savurabileceğimiz kıyıda köşede beklettiğimiz son 3-beş kuruşumuzla beraber. Yoksunlaşıncaya kadar, yoksullaşıncaya kadar sürekliliği sağlanacak bir devinimin şemasını ortaya sürüyor. Ümit sadece maddi olanaklarla elde edilebilir bir metaya dönüştürülüyor. Beklentileri tanımlandırabilmekten uzakta, gündelik rızkımıza düşen amorti paylaşımlara ortaklık ediyoruz, kaçıp saklandığımız veryansınlarımızda. Önceden kestirilebilir, fikir yürütülebilir veya alternatifi oluşturup yenileştirilebilirlikle beraber ümitsizliği en düşük mertebeye indirebilmek mümkün iken tam tersine odaklanmak nereye kadar gerçekliğin soğuk yüzünden ayrı tutacak insanlığımızı orası henüz meçhul bir muamma. Topyekün farkındalılığın arttırılabilmesi, bugün geldiğimiz konumdan daha ötesindeki cereyan edenlere kulak kabartabilmemiz için, şimdikinden daha fazla çaba sarf etmemiz gerekliliğini ise ilk elden iletmek mümkün. Tavizsizliğin alıp başını yürüdüğü, sesin ve fikirsel çıkarımlarına olan tahammülün aşağı seviyelere indirgendiği bir coğrafyada, farklı olana çaba sarf etmek, ümitsizlikleri aşabilmek için teşebbüste bulunmak zorunlu bir ödev halini alıyor. Yapılacaklar listesinde en hakiki öncelikli duran kısmından, somut bir neticeye varabilmek için.

Velhasılı kelâm, gelip kapımızı yoklamadan izini kaybettirmeyen bir olgu ümitsizlik. Kendiliğinden yitip tükenecek bir yapı da değil üstelik. Gelinen noktalardan daha iyilerine vakıf olabilmek için elde kalan son şanslarımızı değerlendirmek ise tamamiyle bizlere kalıyor. Kendi içerimizde didişip durup, sonraki hamlelerimiz için elimizdeki kozlarımıza takılı kalmaya devam ettikçe de uzunca bir sürenin daha boşa geçeceği şu anda bir gerçek. Sonuçlandırılamayan çabaların, ötekileştirilen, yersizleştirilen , benliğinden kopartılan, manasız bir biçimde eğrilip bükülen, tektipleştirilen, sessizleştirilen, sesleri kısılan, kaale alınmayan herkesi de kapsamı altına aldığını ise örnekleri ile irdeleyebilmek mümkün. Ümidi hakkaniyetle taşıyabilmek ve kuvvetlendirebilmenin, zıddı olanı ağırlaştırabilmek için fazlaca dil dökmemiz, konuşmamız gerekiyor, eğrisiyle doğrusuyla, yengilerden dersler çıkartarak. Yazımızı Taraf Gazetesi’nden Etyen Mahçupyan’ın kaleme aldığı “Müstahak Olmak” başlıklı yazısından altını ile tamamlayalım:

AKP’ye oy verebilecekken vermemiş olan ‘liberal’, ‘demokrat’ ve ‘solcuların’ vicdanları artık rahat. Çünkü Cemil Çiçek tam da kendisine yakışan bir değerlendirme yaptı ve hem Kürtleri hem de siyaseti nasıl algıladığını parti sözcüsü olarak gayet açık bir biçimde ortaya koydu.

Çiçek herhangi biri değil… AKP’nin vazgeçemediği bakanlardan biri… AKP’nin iktidar olabilmek için kendisini bağımlı kıldığı kişilerden biri… Dolayısıyla Iğdır’da seçimi DTP’nin kazanması üzerine söylediklerine de önem vermek gerekiyor. Çiçek şöyle demiş: “Iğdır’ı aldılar…” Siyaseti birtakım kalelerin fethedilmesi olarak algılayan, Kürt kimliğinin taşıyıcılarını ise siyaseten öteki ve tehlikeli addeden yaklaşımın bir kez daha seslendirilmesine tanık oluyoruz. Anlaşılan Çiçek kendisini ve geldiği cenahı bu ülkenin ‘asıl’ sahibi sandığı için, kendisinden olmayanların herhangi bir yerde seçim kazanmasını da ‘vatan toprağı elden gidiyor’ diye değerlendiriyor. Oysa bu bakışın kendisi, zaten Çiçek gibi kişilerin bu ülkenin gerçek sahibi olamayacaklarının da kanıtı. Çünkü AKP’ye de nüfuz etmiş gözüken söz konusu ‘tür’, bu toprakların kültürel mirasını taşımaya müsait değil. Ancak bu mirası törpüleyerek, ganimet olarak savurarak, kültürü çoraklaştırarak ayakta kalabilen bir ‘tür’ bu…

Nitekim Çiçek cümlesini hiç de şaşırtıcı olmayan bir biçimde şöyle kurmuş: “Iğdır’ı aldılar, yani Ermenistan sınırındalar.” Bunun anlamı Çiçek’in kafasındaki Türkiye sınırının DTP’nin kazanmış olduğu belediyeleri dışarıda bırakacak şekilde çizildiğidir. Bu kafa mı reformları yapacak? Bu kafayla mı AB yolunda ilerlenecek? DTP’nin kazanması “Türkiye’nin güvenlik açısından sorunlu bölgesine yardım olmaz”mış… Sanki on yıllar boyunca hiçbir güvenlik sorunu yokken bile oraya ‘güvenlik açısından sorunlu’ bölge muamelesi yapılmamış gibi… Sanki devlet kendi zihniyetindeki sorunlu güvenlik kaygısını o bölgeye yansıtıp binlerce köyü boşaltmamış, bir milyondan fazla insanı zorla yerinden etmemiş gibi.

Bu zihniyet, ayrımcılığın ve siyasete nüfuz etmiş olan açık veya gizli ırkçı eğilimlerin yaşayıp beslenmesi açısından uygun bir ortamın varlığına işaret etmekte. Çiçek herhangi biri değil… AKP hükümetinin sözcüsü… Eğer AKP’nin zihniyeti gerçekten buysa, daha büyük bir oy düşmesine de müstahak demektir.” (03 Nisan 2009)

Salt yazı altına alınanların biteviye tekrarlarına dayanan kurgulamanın dışını da arşınlamaya, seslerin rehberliğinde devam ettik. Geçtiğimiz Pazartesi akşamı ‘canlı’ olarak sizlere sunduğumuz Deuss Ex Machina’nın 250. bölümünde bu çıkarımdan hareketle oluşturduğumuz bir kurguyu paylaştık. Sesleri ayrıştırmadan, oldukları ham halleriyle işlemeye odaklanmış kayıtlar çatımızı oluşturdu. Birbirlerinin tekrarına dayalı melodik akışların, nasıl mahir ellerde yenileştirilebileceğine dair örneklemeler yaptık tekleyen tümcelerimizle beraber. Müziğin görece bir eğlendirici işlevinin yanında, hayata dair dikkat kesilmemiz gerekenleri de işleyen bir bütünlüğe sahip olduğunun altını bir kere daha çizme imkanına sahip olduk. Sesler ile olan imtihanlarımız, karşılaşmalarımızın 2003 Kasım’ından bu yana süregiden seyrüsferinde alternatifin tanımına yeni eklemeler gerçekleştirmeye gayret ettik. Keşfedilen her yeni müzik ile beraber gündelikliğin etkisi altında kaldığımız unsurlarına karşın, varın ki,bir ütopya olsun, diri tutulması gerekenleri, zihinde öncelik sağlanması gerekli olan sorunsallara dair küçük de olsa bir şeyler iletebilmenin, farklı okumalara girişebilmenin telaşesi içerisinde olduk. Ümitsizliğin karşımıza çıkartmış olduğu, detaylarından arındırılmış, iki kere kontrol edilip “görülmüştür” damgasını taşıyan gri-siyah değişmezlerin, olmazların, kabul edilemezlerin dünyasında, vicdanın doğrularının peşinden ilerleyebilmek ise en büyük dayanak noktamızı, zeminimizi oluşturmakta. Taşın altında her daim eli bulunanların, alternatifi tanımlayabilenlerin, sınırlandırılmışlıkların avucutuğuyla da yetinmeyenlerin safları dahilinde Deuss Ex Machina yolunda ilerlemeye devam etmekte. Bu vesileyle, programımızın destekçisi, dinleyicisi, katılımcısı, yericisi, eleştireni, ses vereni, söz kesmeyeni, kulak kabartanı, eni konu meraklılarına, yol göstericilerine ise teşekkürlerimizi iletmek isteriz. Sesimizin tekil olmadığını ispat ettiğiniz için. Gerisin geriye ilk başlangıç noktasına seyyahlık seçkimizin içerisinden de sizlerle Jasonn Corder’i paylaşmak istiyoruz. Elektronik tınılarla bezediği ortam müziği ile, dans ettirir kurgu dizilerine, detaylandırmaların baskın bir biçimde irdelendiği mikro minimal tınılardan, son çalışması olan Color Cassette’in kapsamını da oluşturan yenilikçi folk akımlarına uzanan, çok katmanlı üretici, ses tasarımcısı ve söz yazarını son çalışması olan “Forever Sparrow”un rehberliğinde sunuyoruz.Birbirlerine seri bir biçimde bağlantılanmış ses kesitleri üzerinde, çoklu hayat hikayeleri barındırmak üzerine temellendirilmiş bir yapı Jason Corder’in müziğinin ana eksenini oluşturuyor. Basit bir kurgu dahilinde şekillendirilen tını kümelerinin arasına serpiştirdiği melodik kesitler ile dinleyicinin gerçek Dünya ile bağlantısını tesis etmekte, zihninde sorular sordurmakta, hayli zamandır. Bağlantısız biçim ve öncüllükteki elektronik deneysellikten ilham edinen, farklılaştıran, kendi yorumunu dahil edebilen ve paylaşıma açan bir müzisyen, Corder. Ses yapılandırmalarının üzerine eklemlenen her bir detaycıl nokta, nota, örneklem ile beraber derinleşen bir müziğin icrası karşımıza çıkıyor. Döngüler alelalede dizilmiş intibası uyandırmasına karşın, olabildiğince, daha fazlasını sunmaya çaba sarf eden müzikal yetkinlik kulağa hitap ediyor. İçten içe bütünleştirilen parçaların, dinleyiciler tarafından tamamlanıp, devamlılığının sağlanabileceği bir yapı ortaya çıkıyor. Yüksek frekanslarda eklenen sesler, dahili bas kümeleri ve dub öğesinin harmanı ile ortaya çıkartılan “Zen Savauge” projesi bu minvalde sanatçının ilk çalışması olarak 2003 yılında yayınlanır. Doğallığın karmaşasındaki tanımsız güzelliğin aranması ve keşfedilmesi fikrinden yola çıkılarak kotarılan Inconnu kısa çaları Subsource net etiketi üzerinden yayınlanır. Melodik kurgunun, zamanın minimalist yaklaşımlarıyla haşır neşir kılındığı, puslu havayı yansıtan seri ortam müziği göndermeleri barındıran ara kesitlerle bütünleştirildiği kompozisyonlar ile kotarılan çalışma elektronika dinleyicisi için kuvvetli bir bütünlüğü ihtiva eder. Kalıplaşmış, müzikal sentezlerin dışını arşınlayabilmek için gerekli olan çabaların önünü almaya çabalayan tekdüzeliği de aşmaya gayret gösteren çalışmanın ardı yayınlanan Contrast albümü de Subsource’dan dinleyicilerle buluşturulur. Deneysellik ile bağlantılandırılan akıllı dans müziği formüllerinden, tutarlı bir biçimde sergilenen neo-glitch ses erimlerinden beslenen, internet üzerinden ücretsiz bir biçimde indirilebilen nadide kayıtlardan birisi olur, Contrast. Lexington, Kentucky’li sanatçının kayıtları dahilinde ortaya çıkartmaya çalıştığı işitsellikle beslenen sinematografik yansımaların da ilk örnekleri arasında anıla/ bahsedilebilir. Popülerliğe doğru seyrüsefer eyleyen techno’nun dinamik tavizsizliğine göndermeler gerçekleştirerek, tersyüz edilen kolaj teknikleriyle beraber maksimize edilen gürültü kavisleriyle dub kesişimini ortaya çıkartan bütünlük, daha sonrasında Off The Sky’ın temellerini oluşturacaktır.

Jason Conor’ın Opus Zine sitesine verdiği röportajda da değindiği üzere, gökyüzünün sınırsızlığından ilham alınarak, detaylarda zenginleştirilen ve dub öğesinin yanısıra diğer elektronik seslerden örnek ve yüzeyler barındıran bir çoğaltımı simgelemekte, Off The Sky. Autoplate gibi zamanının ötesinden elektronika-ambient müziklerine ev sahipliği yapmış önemli internet etiketinden yayınlanan Studies Of Lifeform In Transit, bu dizin içerisinde yayınlanan ilk kaydı oluşturur. Yaşamını sürdürdüğü kent , yörenin seslerinden derlenerek kotarılmış gündelik kayıtların izeleri üzerinde zamansız manipüleler ile beraber şekil kazandırılan deneysel kurgu çalışmanın içeriğini oluşturur. Müziğin alelalede formu yerine yaşam akışının bir parçası olması prensibinden hareketle kurgulanan bir ortam müziğinin hasıl olduğunu belirtmeliyiz. Parçaların birbirleri içerisinde geçişleriyle beraber, mevsimsel değişkenlikler , dönüşümler dinleyiciye ulaştırılır. Tam da Conor’ın değindiği üzere sınırsızlığı imgeleyen bir sesler kolajı ortaya çıkartılır. Görsel ile beslenerek geliştirdiği sesli anlatımlarının devamında paylaşılan, Caustic Light EP’si de elektro-akustik partisyonların ortaya çıkartıldığı, geçmişin temelleri üzerinden bina edilmiş yaşamın zorlu dönemeçlerine göndermeler barındıran bir kurguyu taşır. Gitarın birazdan değineceğimiz Color Cassette projesinde ortaya çıkan,farklı biçimlerde kullanılabilirliğinden de yola çıkılarak türetilen ses dizinleri melodik unsurların, ön planda pek ala kurgulanabilir olduğunun ispat eden bir çeşitlemeyi beraberinde getirir. Birbirinden ayrıştırılamayacak kadar bütüncül bir kompleks tasarımı dikkatleri çeker, kısa çaların genelinde. Genel ikliminde. Seslerin somut kümeler biçiminde, birbiri ardına diziminden çok, eklenen her bir ses ile verilmek istenen mesajı daha rahat çözümleme imkanı sağlayan bir tutarlılık, vakurluk göze çarpar.Autoplate’den yayınlanan üçüncü ‘Off The Sky’ kaydı olan Cumulae Movement’da benzeş bir altyapının üzerinde çeşitlemeleriyle beraber akustiğin, doğal seslerle harman edildiği bir epik kompozisyonu imler. Gündelik değişkenlikleri, hava durumu ile ilintileyen, benzeştiren bir ses tasarımcısının, bulutların hareketlerini ön planda tutarak kurgulayıp sunduğu bir izlek ortaya çıkartılır. 27 dakika civarında seyreden süre boyunca, minimalist pasajların, elektro-akustik aynalamalarda kırılganlığına dair önermelerde bulunur. Hissedilir bir biçimde yavaş, sakin ama doğanın özündeki değişimlerin dakikliğini de vurgulayan bir çabanın mahsülüdür, kayıt. Alan kayıtlarındaki mahirliğin bir diğer yansıması olan The Geist Cycles albümü 2007’de Databloem şirketinden yayınlanır. Paylaşıma açmış olduğu elektro akustik deneyselliğin üzerine eklemlendirilen endüstriyel kavislerin günyüzü bulduğu bir kayıt olacaktır, The Geist Cycles. Yaşamın kendiliğinden sunduğu, ayrıntıları tamamlayan arka plan seslerinin (tüm o geçişkenliği ile doğal hayatın bir parçası haline dönüşen, yağmur, rüzgar, pus, sıcaklık) müzik aletlerinde yeniden tanımlandığı bir deneysellik ortaya çıkartılır. GAS’ın ileri sürmüş olduğu değişkenleri geri plana ittiğinizde ortaya çıkan müziğin, pop müziğin farklı bir tezahüründen ibaret olduğu söylemiyle de akrabalıklar barındıran minimal dub tekno disiplinlerinden edinimler barındıran, zamansızlığı ortaya çıkartan ses yığınılarıyla beraberinde hayatın da finalinin ardından bizleri nelerin beklediğine kafa yoran bir alt metin karşımıza çıkar. Bir çok yönden tesiri uzun süren bir deneyimlemenin merkezidir, The Geist Cycles’ın içeriğindeki müzik toplamı. Ambient müziğinin hemen tüm katmanlarından işlevsel örneklemelere girişen Jason Corder, Off The Sky projesinin yanında, Matteo Zini’nin Opium projesinde, Sonbaharın müzikal yansımaları üzerinden çeşitlemeleri barındıran Autunno albümünü, Ian Lizandra’ın Beta Two Against projesi ile gerçek seslerden mülhem bir meditasyon müziğini ileri süren Further To Find Closer çalışmasını ve Kanada’lı Archipel etiketinin kurucusu olan minimal techno teorisyenlerinden Jean-Patrice Remillard ile Social System adı altında Besides I Rest Now kayıtlarını gerçekleştirir. 2007 Temmuz ayında bu çalışma ile ilgili olarak Trendsetter dergisinde Elektronmaşina sütununda şu tespitlerde bulunmuştuk. “Archipel’in sunduğu çalışmalar türlerin birbirleri arasında harman edilerek kotarılması neticesinde artık iyice puslu bir görünüm arz eden müzikal disiplinler arası ayrıştırmaların olanaksız kılındığı bir müzikal izleği ortaya koyuyor. Social System ikilsinin Besides I Rest Now EP’si de bu minvalde değerlendirilebilecek bir alameti farika ürünü. Jason Corder’in ağırlıklı olarak ezcümlesi “Ambient” tonlu müziklerin icrasını gerçekleştiren bir prodüktör olarak katıldığı Epsilonlab’ın Amerika turnesi içerisinde Jean-Patrice ile tanışması neticesinde Social System’in temelleri atılır. Kolajları üzerinde daha hareketli “layer” lar kurgulamak arzusunda olan Corder için Pheek çalışma ortağı olarak önemli bir çözüm ortağı olacaktır. Birbirini takip eden süreç içerisinde farklı noktalardan, ve sadece internet üzerinde haberleşerek kotardıkları Autumn>Spring albümü ile geniş bir ses yelpazesini dinleyicilerle paylaşırlar. Seslerin örgülendiği yapılar içerisinde ani dönüşümler, varsayımsal hikayeler barındıran fısıltı türevi yaklaşımlarla beraber, kimi zaman hızlı hızlı akan melodik yığıntılar elektronik müziğin şekillendirilmesindeki sınırsızlığı da ortaya koymayı başarır. Besides I Rest Now’da bu beraberliğin bir devamı olarak algılanması gereken tamamlayıcı çalışmalardan. Archipel’in müzikal seyyahlığı ile de örtüşen paylaşım micro-house alaşımlı “Tried And True”, ambient ses altyapısı ile Coroder’in müzikal geçmişine geri dönüşün ardılından Pheek’in egzantrik dans melodilerinin bütünlediği “Oh Slow Crickets”, Hawtin’in mekanik ama düşünsel, yalıtılmış ama organik çizgisinin bütünleştirildiği Detroit Techno “Therefore I Say I Rest” melodik yansıtmaları ile başarılı bir geri dönüşümü sağlıyor Elektronik müziğin ayrıntılama merkezi Archipel turnayı 12’den vurmayı başarıyor.”

Çeşitlendirilebilir ve farklı okumalara imkan sağlayan müzikal seyyahlığın ulaştığı son nokta olarak Jason Corder’in diskografisinde yer edinen Color Cassette projesiyle ilgili notlarımızı iletelim. Türler arası ses deneylerine imkan sağlayan bir müzikal disiplin olan Ambient’ın merkeze yerleştirildiği bir eksende ilerlemekte; Color Cassette. Jason Corder’in müziğinin çıkış noktasında kurgularını içerisine dahil ettiği, ilerlemesine imkan sağlayan gözlemlerini damıtan bir yetkinlik karşımıza çıkmakta. Ses doğal halleriyle kesitlerde varlığını korur iken, eklenen yeni-folk takılarında başkalaşmaya, başka bir gözle seyredebilmeye imkan sağlayan bir müzikalite yansıtılmakta. Üstelik daha önceki kayıtlarının pek çoğunun aksine, daha fazla ses emektarının el verdiği bir kollektifliği de yapısında barındıran bir oluşum halinde, Color Cassette. Türetilen her yeni tını alaşımıyla beraber, kaotik güncemizin içinde yer bulamayan düşünselliğin zeminini yoklayan, geniş zamanlı bir hikayelendirme çıkış çalışmasında ortaya çıkartılır. Jason Corder’in yanında, hissiyatlı gürültü kumpanyası Set In Sand’ın üyesi Lendin Hopes’un başatlığında(Davul, Elektronik Enstrümanlar), Lindy Mourn (Çello), Ann Hess (Keman)’ın konukluklarında “Small Town Smoker” şekillenir.Andrew Johnson ve Craig Tattersall ikilisinin (The Remote Viewer) kurucusu oldukları Mobeer Records çatısı altından yayınlanan albümün açılışında, elektronik nağmelerle durağan pop akımının türeticileri olan Mûm grubunun çalışmaları ile benzeşen Acrost Ponds parçası yer alır. Yağmur çişeltisinin deforme edilerek kurguya eklendiği, elektronika nağmelerinin giderek yerini folk öğelerine terk etmesine olanak sağlayan geçiş çalışması Candles In Car View, İzlanda’nın mesafeli duran, deneysel pop müziği figürlerindeki geniş ses yelpazelerinden esintiler içeren; Cassiamonopia ve çiğ elektronik seslerden evrilerek oluşturulan harmanlamanın ev sahipliğine aracılık eden Passing Time Too gibi melankoli dozu kademe kademe yükseğe çekilen bir toplama ulaşırız. Bu 300 adetlik sınırlı sayıda yayınlanan kaydın ardından Fransız net etiketi, plak şirketi ve elektronik fanzin yayımcısı ‘Autres Directions In Music’den Forever Sparrow albümü çıkagelir. Sınırları belirli, vurguları çoktan tanımlanmış bir müziğin tekrarından ise, olabildiğince farklısını türetebilme gayreti içerisinde olan Jason Corder ve şürekasının bu kaydı da, yeniliklere açık bir hikayelendirmeyi odağa taşıyan detaylandırma çalışması olarak değerlendirilebilir. Tılsımlı Ormanın içlerinde kaybolmuş bir çocuğun, yaşadığı değişimin neticesinde serçeye dönüşmesini ve bu olağanüstü Dünya’da yaşamayı tercih etmesini irdeleyen bir eksenin etrafında çözümlemelere girişilen bir çalışma, Forever Sparrow. Albümün resmi tanıtımında da geçen, Alis Harikalar Diyarında ve Peter Pan gibi özgün hikayelerin, yapılarıyla ilintilenebilecek bir kurgunun müzikal yansımalarını barındırdığı ise rahatlıkla iletilebilir. Gerçek Dünya’nın kuralları ile boğuntuya, oldu bittiye getirilen kısıtlamalarının nicesinden daha da fazla bir biçimde insanları etkisi altına aldığının çözümlemesini yaptığımızda, bir ütopya olarak düne ait öngörülerin ve mesudeliğin hala önemli bir istek olduğunu rahatlıkla gözlemleyebiliriz. Melodika ile beraber yüzeylerin arasına nakş edilen akustik enstrümanların elektronik seslerle bütünlendiğinde ortaya çıkartmış olduğu geniş saha ise bu öykünmeleri fevkalade bir biçimde betimlemeyi olası kılıp, derleyip toparlamakta. Akustik öğelerin minimalist elektronika kuşaklarıyla beraber sadelikle çevirili halini duyumsatan, Black Nest Waters ile albüm açılır. Geçtiğimiz yazılarımızda yer verdiğimiz Kira Kira’nın müziklerinde sıklıkla kullanmış olduğu “glockenspiel” benzeri doğal ses üreteçlerinin izleri üzerinde iletilen pop melodikasının drone kesitlerinde yorumlandığı Once Upon A Timid Willow bir beş dakikalığına sizi de bu efsunlu ormanın derinlerine çekmeyi başarıyor. Bu kurgunun yapılmasına vesile teşkil etmiş, öykünülen çocuğun sesiyle yankılanan, ritmini yakalayan hülyalı pop şarkısı Lost At Least At Last gibi deneysel seslerden menkul, müstesna bir dinlenceliği sunmayı da aynı çalışma dahilinde başarırlar. City Centre Offices etiketiyle yayınlanmış pek çok indietronica kaydı ile bağları bulunan, The Notwist gibi mihenk taşı olmayı başarmış grubun üretmiş olduğu son çalışmalarında da irdelemiş oldukları somut enstrümanların buzlu bir camın ardından yankılanmasıyla, sinematografik, hassas bir dengeyi yakalamayı başardıkları Angels In Ashes parçası albümün odak noktalarından biri olarak değerlendirilebilir. Sonsuzluğu da çağrıştıran derinlikli drone-pop aranjmanı Forever Sparrow yaylıların kilit noktalarda parçaların vuruculuğunu arttırmasına önemli bir örnek teşkil edecektir. Pus yüklemli bir ortamın tasvirine girişildiği, elektro-akustik kesitlerin vokal örnekleriyle beraber parçayı dönüştürüp finalinde psychedelic bir ağıda dönüştürdüğü Ballad For A Yeller Bastard Bird ile finale ulaşırız. Dönüşümlerin, seslerin, keskinleştirilmemiş deneysel müziklerle şekillendirilmiş çalışmanın nihai sonunda da bu tasvirin, bu Dünya’nın sonuna ulaşıyoruz. Akustik gitarın geri planında yer alan elektronik gölgelemelerle beraber Animal Collective’den teslim alınan şu dizeler duyuluyor, gitmeye karar verdiğinde,[duraksamadan] sadece git. Jason Corder, millenyum sonrasının elektronik müziğini şekillendirmeye devam eden, nadide kayıtların altına imzasını atıyor. Deneysel tasvirler bütününden, dans edilebilir kurgulara, nihayetinde son çalışmasının büyük bir kısmında yer bulan neofolk’a varan bir çeşitlilik, farklı müzikal eşiklerin temas noktaları üzerinde denemelere girişiyor. Ümitsizliğin eni konu çoraklaştırdığı, derdest ettiği gündelik yaşamdan bir ırak noktayı, yeniden ümidi yeşertebilmeyi teşvik ediyor. Hatr’a düşürüyor. Yılın kendine has özgün kayıtlarından birisi; Takdimimizdir.

…Fark edilebilir ayrıntılar ile dönüştürücü, ayrıksı duruşların sebeplerini irdeleyerek endişe giderici, tanımlanmamış olanı arz etmeye çabalayarak yardımcı olmaya Deuss Ex Machina / Dea Ex Machina ile devam…İyi Haftalar…

Allame-i Ulul Arz’dan Ara Nağmeler
Okuma Parçası
Müstahak Olmak – Etyen MAHÇUPYAN – Taraf
Kilitliyiz… – Kemal ULUSALER – Birgün
‘Su Verdi Bana!’ – Nuray MERT – Radikal
Festus Okey – Ece TEMELKURAN – Milliyet
Gaddar ve Hain Ermeniler – Erkan GOLOĞLU (İçeriden Kumandan) – Radikal
Grev Güncesi – Sabah / ATV Emekçileri

Color Cassette Official
Color Cassette At Myspace
Color Cassette At ADIM
Color Cassette Forever Sparrow Review At Cyclic Defrost
Jason Corder / Off The Sky Official
Jason Corder / Off The Sky At Myspace
Social System Official
Rafael Anton Irisarri Official
Rafael Anton Irisarri At Myspace
Rafael Anton Irisarri Review At 13Melek
Rafael Anton Irisarri Hopes And Past Desires Official Video
St.Kilda / Graham Richardson At Phantom Channel

St.Kilda / Graham Richardson At Myspace
St.Kilda / Graham Richardson EP Review At Opus Zine
Last Days / Graham Richardson At n5MD
Hammock Official
Hammock At Myspace
Hammock Album Review At Reset! Magazine
Trespassers William Official
Trespassers William At Myspace
Trespassers William Different Stars Album Review At Limbo Pillow
Gizeh Records Official
Mogwai Official
Mogwai At Myspace
Mogwai The Hawk Is Howling Album Review At Makina!

Enternasyonel Gürül/(tü)Gürül Çağlama Clicks,Cuts,Micro,Id,Neo Galactica,Space Tunes, Indie,Mini-m@l,Textart,64 Bit Konvasiyonel Techno Musikileri-Esenlikle Dinleyiniz.

Her Türlü Eleştiri,Öneri vs .İçin İletişim Kanallarımız;

Dinamo – makina10.45[nospam]gmail[dot]com – Makina
Her Pazartesi Gecesi 22:00 -23:00 (GMT +2) arası Dinamo 103.8 ———————————————————

>>>>>Info Go-R-Sel Ambient – By Gustav KLIM
© Gustav KLIM’s Flickr Page
Jason Corder-Color Cassette Pictures Courtesy From
A & CB

>>>>>Poemé
Eski Ormanlara Mektup – Haydar ERGÜLEN

Bir mektup göndersen de açıp okumasam

Ben hangisiyim; sen demekten başka
sana ulaşamayan zarf efendilerinin,
aç beni, başka pulum yok, başka mektubum
yok, yoksul olduğum söylenecek yoksa sana
annemin bir gül olarak terkettiğinden beri
beni gönderdiğin mektuplar ormanına

Şehri karıştırmıyorum, seni yanlış anlarlar
kendimi karıştırıyorum, uçmaktan yanayım
ruhunu parmaklarında dolaştıran perinin
tevekkül penceresine konduğu eski ormanlarda

Hangi yüzüğünden düştüm bu yolculuğa;
bilseydim, sen gönderseydin, ben o mektuba
yazılacak kadar aransaydım dilinin ormanında
açmazdım yine, yine yüzükler kazanırdın;
bana suluboya bir orman göndereceğini bile bile,
`peri ve eşek’ mes’elini yazdığımı bile bile,
ormanlara dair Şiirler okumak için
ayrı ve birleşik Şehirler kurduğumuzu bile bile,
açmazdım bu sırlara layık olmayan Şehri
içinden çıkacak ormana

Bana orman gönderme, içinden Şehir çıkar;

Beni bir mektuba gönder, içinden birine
almamış gibi yaparım, vapura binmem,
yoluna inmem, ormanların sisi çökmeden önce

Mektupların perileri
perilerin ormanları biriktirdiğine
yüzüklerin parmaklarda sessizce eridiğine
inanırım, eski orman tadı sinmiştir
açılmayan mektuba

Gönderilse de

Eski ormanlara mektup.